Kitabın Türkçe içeriğine ulaşmak için tıklayınız



Please click to access the English version of the guide


Haberler » Alternatif ve Tamamlayıcı Tedaviler




Alternatif-tamamlayıcı tedavi nedir?

Bu başlık altında incelenebilecek binlerce farklı yöntem ve uygulamaya rastlanabilmektedir. "Alternatif tedaviler"; genel kabul gören, kaliteli ve yeterli sayıda hasta içeren bilimsel çalışmalarla yararları kesin olarak ispatlanmamış, tedaviler olarak tanımlanabilir.

Çoğunlukla yöresel farklılıklar gösterirler. Örneğin Asya'da akupunktur çok yaygın bir geleneksel yöntemdir. Ülkemizde ise daha çok bitkisel tedaviler başı çekmektedir. Kullanılan bitkiler de Dünya'nın çeşitli yerlerinde yöresel farklılıklar göstermektedir.

Alternatif-tamamlayıcı tedaviler sık mı kullanılıyor?

Son yıllarda çeşitli alternatif-tamamlayıcı tedaviler tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaygınlaşmaktadır. Yapılan araştırmalarda hastaların yaklaşık yarısının bu yöntemlere başvurduğunu göstermektedir.

Alternatif ve tamamlayıcı tedavi farklı şeyler midir?

Bazıları zihinsel gevşeme, meditasyon, yoga, egzersiz, masaj, aromaterapi vb. yöntemlerle klasik kanser tedavisine yardımcı olunabileceğini düşünerek bu tür yaklaşımları "tamamlayıcı" olarak tanımlamışlardır. Yine genelde "alternatif tedaviler" tanımına giren akupunktur ve herbal , (bitkisel) tedavilerin bazen esas tedaviye yardımcı olabileceği; örneğin ağrı ve bulantıyı azaltabileceği öne sürülerek bunların da tamamlayıcı olarak tanımlanmasını uygun görenler vardır.  Dünyada genellikle iki terim bir arada "complementary-alternative medicine"(CAM) olarak kullanılmaktadır.

Özet olarak bu terim klasik bilimsel yollarla yararı kesin olarak ispatlanamamış, ancak bazı yönleri ile klasik tedavilere yardımcı olabileceği öne sürülen uygulamaları kapsar.

Bu yöntemlerin bazılarının çeşitli olumlu etkileri gösterilmiştir. Ancak çeşitli tehlikeleri de olabilir. Bunları ülkemizde ulaşılabilen yöntemlerle ilgili başlık altında görebilirsiniz

Alternatif-tamamlayıcı tedavilere başvurmalı mıyım?

Unutulmaması gereken öncelikli tedavinin klasik bilimsel tedavi olmasıdır. Hastalığınızın tedavisi için kullanılan kemoterapi, radyoterapi, cerrahi tedavi gibi tedaviler uzun sürelerde ve binlerce hastada yapılan, üst düzeyde kaliteli çalışmalar sonrasında elde edilen bilimsel veriler ışığında en uygun tedavilerdir. Klasik yöntemlerin fayda ve riskleri bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Oysa alternatif tedavilerde durum böyle değildir.

Eğer herhangi bir alternatif tedaviyi  kullanma arzusunda iseniz bunu önce doktorunuzla tartışmalısınız. Doktorunuzdan habersiz çeşitli ilaç yada bitkiler almamalısınız. Bazı ilaçlar ve bitkiler tedavinizle etkileşebilir. Örneğin; birçoğunun sormaya bile gerek görmediği, ve çok sık tüketilen greyfurt suyu birçok kanser ilacı ile etkileşmektedir.

Hangi yöntemi uygulamak isterseniz isteyin, bunu tedavinizi yürüten hekimle tartışmalısınız.

Bitkisel ürünleri kullanabilir miyim? Türkiye'deki ürün profili nedir?

Son yıllarda bitkisel destek ürünleri adı altında ithal edilen birçok ürün eczanelerde satılmaktadır. Bu ürünlerle ilgili bilimsel veriler aşağıda tartışılacaktır. Ancak bu ürünlerin "ilaç" kapsamında olmadıkları, dolayısı ile ilaçların tabi olduğu kontrollere tabi olmadığı unutulmamalıdır. Bu ürünlerin içerikleri ilaçlardaki gibi sıkı denetimlere tabi değildir. Yurtdışındaki bazı çalışmalarda az miktarda da olsa, bitkisel ürünler içine karışmış toksik maddeler olabileceği gösterilmiştir. Sonuç olarak bu ürünlerin saflığı ve güvenilirliği kuşkulu olabilir.

Attarlardan elde edilen bitkisel ürünlerin doğrudan doğadan toplanmış ve işlenmemiş olduğu unutulmamalıdır. Dolayısı ile bunlar "steril" değildir ve özellikle mantar sporları, çeşitli bakteriler içerebilirler. Kemoterapi altında enfeksiyon riski olan hastalar bu tür ürünleri tükettiklerinde temizlik kurallarına çok dikkat etmelidirler.  Çiğ tüketilen bitkiler mutlaka çok iyi yıkanmalıdır.

Türkiye'de halen eczanelerde bitkisel ürün olarak satılabilen çeşitli bileşikler: KANSER HASTALARI NELERE DİKKAT ETMELİ?

ANTİOKSİDANLAR ve VİTAMİNLER

Birçok maddenin antioksidan özelliği olabilmektedir. Özellikle bu maddelerin kanseri önlediği, yaşlanmayı geciktirdiği öne sürülmekte, medya etkisi ile de bu ürünler çok popüler olmaktadır. Piyasadan çok çeşitli antioksidan özelliği olan maddeler tek olarak veya hazır karışımlar halinde satılmaktadır. Bazı durumlarda zararlı olabileceğinden şunlara dikkat edilmelidir.

*Beta karoten: Çok popüler olan bu madde özellikle sigara içenlerde akciğer kanseri gelişimini önlemek yerine kolaylaştırmaktadır! Sigara içenler kesinlikle B-karoten almamalıdır. Sigarayı bırakmak daha doğrudur!

*Tüm anti-oksidanlar potansiyel olarak kemoterapi ve radyoterapinin etkisi azaltabilir. Tedavi altında antioksidan alınmamalıdır.

*Antioksidan kullanan 200 000 den fazla hastanın katıldığı bir analizde Vitamin A, E ve Beta-karoten kullananlarda ölüm riskinin daha çok olduğu gösterilmiştir. Vitamin C ve selenyum için durum belirsizdir. Doktor tavsiyesi ile gerekli bazı çok özel durumlar dışında vitamin A ve E kullanılmamalıdır.

Sonuç olarak anti oksidan özellikli maddelerin yarardan çok zararlı olabileceğine dair  deliller vardır ve bu maddelerden uzak durulmalıdır. 

Vitamin takviyesine ihtiyacınız olup olmadığını doktorunuza danışınız!

MİNARALLER

Bunların birçoğu Kalsiyum, magnezyum, potasyum ve çoğu zaman vitamin karışımları da içermektedir. Kemik metastazı olan veya kalsiyum yüksekliği olan hastalarda sakıncalı olabilir.

Mineral karışımlarına ihtiyacınız olup olmadığını doktorunuza danışınız.

ISIRGAN : (Urtica dioica, Netle)

Ülkemizde en çok kullanılan bitkisel üründür. Son yıllarda tabletleri de ithal edilmektedir. Kökü ve yaprakları çok çeşitli şekillerde kullanılmaktadır.

Kanser tedavisinde etkinliği bilinmemektedir.

Bazı deneysel çalışmalarda ve hayvan çalışmalarında bağışıklık sistemi üzerinde bazı etkileri öne sürülmüş ise de bunun insanlardaki kanser tedavisine etkisi bilinmemektedir .

Kısıtlı sayıda hastalarda yapılan gözlemlerde kan pıhtılaşmasını sağlayan hücreler üzerinde olumsuz etkileri olabileceği görülmüştür.

Bazı alerji yaratan ve toksik proteinler içerebilir. Karın ağrısı, ishal, ateş yapabilmektedir.  Bu durumda bulgular kemoterapi yan etkileri ile karışabilmektedir. Kemoterapiyi ve radyoterapiyi nasıl etkilediği bilinmemektedir.

Eğer ısırgan otu kullanacaksanız bunu mümkünse diğer tedavileriniz tamamlandıktan sonra ve doktorunuzla konuşarak yapınız.

SARIMSAK (Allium sativum Garlic)

Daha çok tansiyonu ve lipidleri düzelttiğine inanılarak tüketilmektedir. Kanser tedavisinde veya önlenmesinde yararı bilinmemektedir. Tablet şeklinde de alınabilmektedir. Yemeklere katılan miktarlarda tüketmek zararsızdır ancak bazen aşırı miktarlarda tüketildiğinde veya yoğunlaştırılmış tabletler şeklinde alınca  kanama problemine yol açabilir.

Bazı antiviral ilaçların etkinliğini azaltmaktadır.

Kumadin adlı ilacı  kullanıyorsanız veya kemoterapi-radyoterapi alıyorsanız aşırı sarımsak tüketmemelisiniz yada sarımsak hapları almamalısınız. Kemoterapinin etkinliği azalabilir!(özellikle dacarbazinle birlikte kaçınılmalıdır)

GINKGO BILOBA (Japon eriği)

Çin Tıbbı ürünü, dünyada yaygın olarak kullanılan bu ürünün antiemetik, antioksidan, dolaşım düzenleyici etkileri mevcuttur. Bu ürün bazı Avrupa ülkelerinde Demans, damar tıkanıklığına bağlı bacak krampları, hafıza sorunları ve kulak çınlamasının tedavisinde onaylanmış ve reçete edilebilmektedir.  Kanser tedavisindeki etkisi belirsizdir.

Bu ürünle ilgili dikkat edilmesi gereken en önemli nokta içerdiği bileşiklerden Ginkolide-B nin güçlü bir PAF antagonisti(karşıtı) oluşudur (Kanı pıhtılaşmasını sağlayan platelet-trombositlerin aktivitesini sağlayan faktörleri engellemektedir). Bunun sonucu kanamaya eğilim artmaktadır. Özellikle kanı sulandıran ilaçlar kullananlarda (Kumadin-Heparin) ölümcül kanamalar bildirilmiştir.

Üründe mevcut olan antioksidan özellikler kemoterapi ve radyoterapi etkisini azaltabilir.

Bu ürün ayrıca karaciğerdeki bazı enzimleri etkileyerek kanser ilaçlarının etkinliğinde azalma yada yan etkilerinde artmaya yol açabilme potansiyeline sahiptir ve antitümör-antibiotik(adriamicin-epirub) alanlar özellikle uzak durmalıdır)

Sonuç olarak kemoterapi ve radyoterapi sırasında Ginkgo kullanmamalı, daha sonra kullanıp kullanmamayı doktorunuzla tartışmalısınız.

Echinacea (Koni çiçeği, kirpi otu)

Dünyada çok yaygın tüketilmektedir. Ülkemizde de birçok beslenme-destek ürünü adı altında ithal edilen içeriğinde vardır. Bağışıklığı güçlendirerek soğuk algınlığı, nezle gibi hastalıklara iyi geldiği öne sürüldü ise de bilimsel veriler kısıtlıdır. Kanser tedavisinde yeri yoktur.

Bu ürün de karaciğerde yıkılan bazı ilaçların etkinliğini azaltabilme riski taşımaktadır. Kemoterapi ile birlikte alınması önerilmez.(iressa ve tarceva, İrinotecan, topotecan  siklofosfamide,  etoposide, teniposide, taxol, docetaxel, vincristine, vinblastin alanlar özellikle uzak durmalıdır)

SOYA ÜRÜNLERİ(Glycine max)

Soya,  içerdiği Isoflavonların östrojenik hormonal etki sebebi ile daha çok menopoz semptomları için kullanılmaktadır. Ancak aynı özellik meme kanseri  ve rahim kanseri olan hastalarda zararlı olabilir. Yine soyada bulunan genistein adlı bir madde tamoksifenin etkinliğini azaltmaktadır. Tamoksifen kullanan meme kanserli hastalar soya ürünlerinden uzak durmalıdır.

Soya ürünleri farmakolojik dozlarda bazı ilaçların emilim ve dağılımını etkileyebilir.

YEŞİL ÇAY

Çay olarak normal miktarlarda tüketildiğinde zararsızdır. Uzun dönem yeşil çay tüketenlerde kalp hastalıklarında ve çeşitli kanser türlerinde azalma bildiren yayınlar varsa da kanserin tedavisinde etkili değildir. Tablet halinde yüksek dozlarda alınması durumunda mide rahatsızlıklarına, ishale ve kramplara yol açabilmektedir.

GİNSENG (Panax ginseng)

Birçok türü vardır. En yaygın kullanılanı Asya kökenlidir. Sedatif, afrodiziyak, antidepressan ve idrar söktürücü etkileri vardır. Bazı geri dönük çalışmalarda kanser gelişme riskini azaltabileceğine dair kısıtlı veriler mevcuttur.

Bazı ginseng preparatlarında östrojenik maddeler olduğu için meme ve rahim kanserli hastalar bu preparatları kullanmamalıdırlar.

Ginseng bazı ilaçların kan düzeyini azaltabilmekte bazılarını arttırabilmektedir. (iressa ve tarceva, İrinotecan, topotecan  siklofosfamide,  etoposide, teniposide, taxol, docetaxel, vincristine, vinblastin alanlar dikkatli olmalıdır)

Kanseri tedavi etmede etkisi bilinmemektedir.

SAW PALMETTO( cüce palmiye, serenoa  repens )

Bir kuzey Amerika palmiyesidir. Daha çok prostat büyümesi için kullanılmaktadır. Kanser tedavisinde etkisi yoktur.

İçerdiği hormonal maddeler sebebi ile meme, rahim kanserli hastalarca tüketilmemesi gerekir. Tedavi için hormonal preparatlar alan meme kanserli hastalar da bu üründen uzak durmalıdır. Tedavi etkileşimi olabilir.

ST JOHNS'WORT(Hipericum perforatum, binbirdelik otu)

Klasik Yunan tıbbı ve Hipokrat dönemine kadar dayanan tarihi bir bitkidir. Avrupa, kuzey Amerika ve Asyada yaygındır.

St John Wort solüsyonu minör ve orta dereceli depresyon tedavisinde kullanılan klasik ilaçlar kadar etkili bir üründür ve bazı Avrupa ülkelerinde reçete edilebilmektedir.

Kanser tedavisinde etkisi bilinmemektedir. Ancak bazı ilaç etkileşimleri sebebi ile kanser hastalarında riskler oluşturabilir. Örneğin irinotekan adlı kanser ilacının kan seviyelerini ve etkisini azaltmaktadır. Bunun dışında birçok ilacın etkisini azaltma yada arttırma yönünde tesirleri vardır.

Kemoterapi alan hastalar bu ürünü kesinlikle kullanmamalıdır.

BLACK COHOSH (ACTEA RACEMOSA )(siyah turp kökü, siyah yılan kökü)

Daha çok menapozal şikayetler için kullanılmaktadır. Kanser tedavisinde yeri yoktur. Önemli bir yan etkisi gösterilmemiştir.

MİLK THISTLE (Deve dikeni, Silybum marianum)

Dünyada çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Daha çok karaciğer koruyucu bir ürün olarak bilinir ve karaciğer yağlanması, siroz gibi rahatsızlıkları olan hastalarca tüketilir. Ancak yapılan çalışmalarda olumlu etkileri kesin kanıtlanmış değildir. Aynı çalışmalarda zararı da gösterilmemiştir. Kanser tedavisinde etkili değildir. Kanser ilaçları ile etkileşmediği için nispeten güvenlidir.

CRANBERRY (Vaccinum mytillus, Vaccinum macrocarpon). (Yaban mersini, ayı üzümü)

Daha çok idrar yolları enfeksiyonları için kullanılır.İlaçlarla etkisi bildirilmemiştir. Kanser tedavisinde etkisi yoktur.

VALERİAN (Valleriana officinalis,kedi otu)

Uyku düzensizlikleri çin kullanılmaktadır. Kanser tedavisinde yeri yoktur. Bazı enzimleri etkileyebilir ama kemoterapi ile ilişkisi kesin bilinmemektedir. Ancak tamoksifen kullananlar ve siklofosfamide,  etoposide, teniposide alanlar kullanmamalıdır.

  EVENING PRIMROSE (Oenothera biennis (Ezan çiçeği/ gece mumu yağı)

Daha çok menapozal semptomlar , ağrı , nöropati için kullanılmaktadır. Kanser tedavisinde yeri yoktur. Serum proteinlerine bağlandığı için ilaç etkinliğini değiştirebilir bu yüzden kemoterapi ile birlikte kullanılması önerilmez

KAVA   Piper methysticum. Kaya Koruğu              

Sakinleştirici olarak yaygın kullanımı olmakla birlikte ölümcül karaciğer toksisiteleri bildirilmiştir. Bazı kanser tedavisinde kullanılan ilaçların etkinliğini azaltır. Kemoterapi ile alınmamalıdır.(özellikle karaciğer toksisitesini arttırabilir) Karaciğer sorunu olanlar kullanmamalıdır.

BILBERRY  Vaccinium myrtillus (yaban mersini)

İshal diabet, dizanteri gibi hastalıklarda popülerdir. Kanser tedavisinde yeri yoktur. Kanama problemi olanlar, trombosit sayısı düşük olanlar yada düşmesi olası olanlar(kemoterapi-radyoterapi  alanlar), kumadin kullananlar bu ürünü kullanmamalıdır. 

Siyah Üzüm çekirdeği(vitis vinifera)

Yüksek dozlarda alınması durumunda bazı ilaçlarla etkileşebilir. .(iressa ve tarceva, İrinotecan, topotecan  siklofosfamide, etoposide, teniposide, taxol, docetaxel, vincristine, vinblastin, platinleri kullananlar dikkatli olmalıdır)

SHARK CARTILAGE(Köpekbalığı kıkırdağı) ve COW Cartilage(sığır kıkırdağı)

Köpek balıkları neden kanser olmaz? sloganı ile kanser hastaları için de pazarlanmaktadır. Oysa bu slogan dahi gerçek değildir-köpek balıklarında da kanser tariflenmiştir. Kıkırdak içinde damar yapımını engelleyen maddeler tesbit edildi ise de bunların kanser tedavisindeki rolü belirsizdir.  Köpekbalığı kıkırdağından elde edilen antianjiogenik bir madde olan  neovastat halen deneysel olarak kullanılmaktadır ancak gözle görülür başarılı bir sonucu henüz yoktur.

Bilimsel çalışmalarda köpek balığı kıkırdağının kanseri tedavi edici etkisi gösterilememiştir. Kalsiyum yüksekliğine yol açabilir. Özellikle kemik metastazı olan hastalar ya da vit-D kalsiyum kullanan hastalarda sakıncalı olabilir. Bulantı , kusma, mide rahatsızlığı, hipotansiyona yol açabilir. Alerjik özellikleri olabilir.

Coenzim-Q

İnsan vücudunda doğal olarak bulunan bir antioksidandır. Daha çok kalp koruyucu olarak önerilmektedir. Bazı kemoterapi ilaçlarına bağlı gelişen kalp hasarını azaltabildiğine dair kısıtlı yayınlar mevcuttur. Kanser tedavisinde yeri yoktur. Bulantı ve mide iritasyonu dışında belirgin yan etkisi yoktur. Kumadinin etkisini azaltabilir. Kemoteropatiklerle etkileşimi bilinmemektedir.

PC-SPES

8 farklı bitkinin karışımıdır: Çin takke kökü  (Scutellaria baicalensis), krizantem (Dendranthema morifolium), ölümsüzlük mantarı (Ganoderma lucidum), da qing ye (Isatis indigotica), dong ling cao  (Rabdosia rubescens), cüce palmiye (Serenoa repens)), meyan kökü  (Glycyrrhiza glabra, Glycyrrhiza uralensis), san qi (Panax pseudoginseng),

Prostat kanseri tedavisinde popüler olmuş PSA düzeylerini düşürdüğü gösterilmiştir. Ancak içeriğinde östrojen ve diğer bazı maddelerle kontamine olduğu saptanmıştır. Bazen tümör ilerlerken bile PSA düşmesine yol açabilmektedir. Kontaminasyon saptandıktan sonra piyasadan çekilmiştir.

Jinekomasti, libido azalması, mide rahatsızlıkları, kramplar, damar pıhtılaşması, ishal, kalp problemleri, sıcak basmasına yol açabilir.

PC-SPES herhangi bir amaçla kullanılmamalıdır.

ZAKKUM (Nerium oleander)

Bu ürün ülkemizde popülerdir. Bazı basın ve yayın organlarında bu ürünün Amerika'da kabul görüp patent aldığı, başarılı olduğuna dair yayınlar sıkça tekrarlanmaktır.

Ancak Anvirzel adı ile patent alan ama ruhsat alamayan bu ilaç ile Amerika  Cleveland'da  insanlarda yapılan ve yayınlanan tek Faz 1 çalışmada ilacı kullanan 18 hastadan hiçbirinde yanıt görülmemiştir. Hayvan ve hücre deneylerinde bazı anti-kanserojen etkileri gösterildiği için çalışmalara adaydır ama mevcut hali ile kanser tedavisinde kullanılmamalıdır.

ACUPUNCTUR

Doğrudan kanser tedavisinde yeri yoktur. Bazı çalışmalarda kanser tedavisine bağlı bulantı kusmayı azalttığı gösterilmiştir. Kanser ilişkili ağrıda yardımcı olabileceğine dair yayınlar mevcuttur. Sırt, bel ve diş ağrıları için yararlı olabilir. Uygun ve steril şartlarda, eğitimli kişilerce yapılırsa zararsızdır. Ancak vücuda bir iğne girmesi söz konusu olduğu için kan ve pıhtılaşma hücreleri düşük iken yapılmamalıdır. Akupunktur uygulatacaksanız doktorunuza uygun zamanı danışınız.

AROMATERAPİ VE MASAJ

Genellikle belli bitkisel yağları doğrudan koklamak yada masaj ile vücuda sürmek şeklinde uygulanmakta, kanser tedavisinden çok rahatlama, gevşeme, hayat kalitesini arttırmaya yönelik sonuçlar alınmaktadır. Bazı çalışmalarda hastaların kendilerini daha iyi hissettikleri gösterilmiştir. Cilt alerjisi dışında önemli yan etkisi yoktur. Masaj; kemik metastazı olan hastalarda dikkatli yapılmalıdır. Kanseri doğrudan tedavi etmesi beklenmemelidir.

DİĞER YÖNTEMLER (Yoga, meditasyon, müzik tedavisi, masaj, egzersiz vb.)

Nerede ise sayılamayacak kadar çok yöntemin kanseri iyileştirdiği öne sürülmüştür. Bu metotların bazı durumlarda stresi azaltarak, hastalarda rahatlamaya yol açtığı bilinmektedir.(Örneğin masaj). Ancak bu metotlar doğrudan kanseri tedavi edemez. Klasik tedavi yanı sıra destek amaçlı kullanılabilir. Hangilerinin uygun olduğunu doktorunuza danışınız(Örneğin; kemik metastazı yaygın olanlarda masaj uygun olmayabilir. Yine egzersiz her hastada farklı dozlarda uygulanmalıdır)

Ulusal Kanser Danışma Kurulu © 2006-2007 PLEKSUS